Oscar’dan önce: Druk (Another Round) analizi

  • Home
  • Film
  • Oscar’dan önce: Druk (Another Round) analizi

25 Nisan Pazar gecesi verilecek olan Oscar ödülleri öncesinde iki adaylıkta yarışan Druk’ı sizlerle konuşmak istedik.

“Another Round” ile ikinci kez biraraya gelen Thomas Vinterberg ve Mads Mikkelsen bizi yine harika bir okul hikayesine götürüyor. 12 yıl önce haksız bir taciz suçuyla karşı karşıya gelen öğretmenimiz bu sefer monotonluktan sıkılmış, yaptığı günlük işler içerisinde hiç zevk almayan bir öğretmene dönüşmüş. İki film arasında bir bağ olmadığını belirtmek isteriz. Sadece bu ikili bir araya gelip okul ile ilgili bir şeyler yaptığında ya Cannes ya da Academy kayıtsız kalamıyor.

DRUK

Son sınıfların Tarih dersini veren hocamız artık yaşamdan ve yaptığı işten pek keyif almamaktadır. Aynı şekilde ailesi ile de iletişimi neredeyse kopmuş vaziyettedir. Artık zamanını sadece günü geçirmek için yaşayan birisidir. Okulda son sınıf öğrencilerin velileri ile de problemler yaşamaktadırlar. Aileler çocuklarının nasıl bir sınava gireceği konusunda şüphelilerdir. Tarih dersinden çocuklarının yüksek not almasını isterler.

Kendisi gibi aynı okulda görev alan üç arkadaşı ile bir akşam doğumgünü için yemeğe çıkarlar. Burada bir öğretmen bir araştırmadan bahseder. Bu araştırmaya göre insanların kanındaki alkol oranı belli bir düzeyde olmalı ve buna göre daha rahat ve kendine güvenli bir hayat yaşanabilirmiş. Bizim ekip zaten sıkıcı hayatları ve mutsuz giden aile düzenleri konusunda hemfikir olduklarından o geceden sonra bir karar alarak derslere kanlarındaki alkol oranını belli bir düzeyde tutacak şekilde alkol alarak girmeye karar verirler.

Araştırma üzerine kendi deneyimlerini yazarak ve duruma göre biraz daha ilerisini görmek isteyen öğretmenlerimizin hayatları kolaylaşmış gibi görünse de aslında biraz daha zorlaşmaya başlıyor. Alkol ile birlikte aileler daha çekici, dersler daha zevkli bir hal alıyor. Taa ki bu durum alkolizme doğru dönmeye başlayana kadar.

Film genel olarak bizlere İskandinav ülkelerinde sık görülen depresif havayı gösterse de, aslında yaşam şartları ne olursa olsun doğadan kopmuş, ekranlara sıkışıp kalmış hayatların bizleri ne kadar zorladığını gözler önüne seren güzel bir film.

Geçen sene En iyi filme aday olan “Parazit” filmi gibi bu filminde bu dalda aday gösterilmesini beklerdim ancak En iyi yönetmen ve En iyi yabancı film dallarında 25 Nisan gecesi ödül almasını bekleyeceğiz. “Better Days” gibi filmler arasından sıyrılabilirse ödüle yakın gibi görünüyor. Thomas Vinterberg her ne kadar kendini kanıtlamış bir yönetmen olsa da, bu sene rakibi daha önce iki kez daha aday gösterildiği alda ödülü alamayan David Fincher. Mank filmi ile Hollywood’un 1930’lu yıllarına gittiğimiz filmi ile ödüle bizim gözümüzde daha yakın gibi duruyor.

Umarız yazımız bu film ile ilgili size yardımcı olabilmiştir. Siz de eğer bu filmi izlediyseniz bizimle yorumlar bölümünde düşünlerinizi paylaşabilirsiniz.

Tags: